• 1

Karı koca odama girdiler. Adam kronik böbrek yetmezliği hastası. Eşi peçeli mahcup bir şekilde oturdu adamın karşısına. Başı öne eğik dinliyor anlattıklarımı. Böbrek nakliyle ilgili detayları anlatıyorum. Hastanın yüzünde bir garip ifade, ‘Geçelim bu detayları, bir an önce hazırlıklar başlasın’ dercesine bakıyor yüzüme. Canlı vericili nakil için başvurmuşlar, karısı böbrek verici adayı.

Yine anlatıyorum böbrek verici adayının çok detaylı bir tetkik sürecinden geçeceğini. Eğer bir kişi sapasağlam ise böbreklerinden birisini bağışlamanın mahsuru olmadığını, tek böbrekle sağlıklı bir hayat yaşayabileceğini, böbrek vericisinin böbrek hastası haline gelmeyeceğini…

Ben böbrek verici adayıyla ilgili bilgi verirken, hastanın yüzünde yine aynı ifade: ‘Geçelim hocam bu detayları, hızla başlayalım hazırlıklara’… Kadıncağıza, anlattıklarım dışında bilmek istediği bir şey olup olmadığını soruyorum, “Sormak istediğin varsa buyur sor” diyorum.

– Hocam, diyor, ben geçmişte verem olmuştum, bunun böbrek bağışlamama bir engeli olur mu?

Tam cevap vereceğim an eşi giriyor devreye:

– Ne zaman verem oldun sen?

Kadıncağız tam söze başlıyor, “Hani 20 yıl önce yatmıştım ya hastaneye” diyor, sonra duruyor.

Sadece gözlerini görebiliyorum peçenin gerisinde, ama sadece gözlerinden bir terslik olduğunu anlıyorum. Eşinin verem hastalığı geçirdiğinden haberi yok gibi adamın. Garipsiyorum ama tam adını koyamıyorum.

Hastayı odadan çıkarıyorum. Karısının baskı altında kalmadan bana söylemek istediği bir şey varsa söylemesini istiyorum. “Böbrek bağışlamak noktasında bir sıkıntın var mı?” diyorum. Ağzından tükürür gibi “Yok hocam, bağışlarım da, kendi hastalıklarım var, o nedenle engel olur mu diye soruyorum” diyor.

Akciğerleri detaylı bir araştırmadan geçiriyoruz. Geçirilmiş verem hastalığına dair bulgular var. Aktif bir hastalık yok, çok eskilerden kalan bir iz var. Akciğeri dumanlanmış zamanında. Hadi o dumanlı hal veremden, gözlerindeki dumanı çözemiyorum. Tüm tetkikler tamamlanıyor. Böbrek nakline engel bir durum teknik olarak yok gibi. Ama verici adayı alenen söylemese de bir isteksizlik hissediyorum.

Psikiyatri muayenesine geliyor sıra. Böbrek verici adayının psikiyatrik açıdan aklının yerinde olması ve bedeniyle ilgili karar vermeye ehliyetli olması şart. Psikiyatri muayenesinde kadının berdel ile evlendiği, evlendiği günden bu yana dayak yediği, verem olup hastaneye yattığında bile eşinden şefkat görmediği ortaya çıkıyor. Kadıncağız “Böbrek vermek istemiyorum” diyemiyor daha fazla dayak yerim korkusuyla. Güvenli hissettiği bir anda sorarsanız eğer, “Günahımı bile vermem ona” diyor. Ama korkuyor.

Daha fazla şiddet görmesin diye tıbbi bir mazeret tarif ediyoruz hastaya, “Efendim şu nedenle eşinizin şimdi böbrek vericisi olması uygun değil” diye. Hastanın yüzünde eşiyle baş başa yaptığımız görüşmelerden sebep garip bir ifade. Bize anlatmış olabilir mi acaba şu berdel hikâyesini gibilerinden bir bakış. Bir yanda hüzün var, diğer yanda kadıncağızın durumunu anlayabilmiş ve uygun bir şekilde çözüme kavuşturmuş olmanın mutluluğu.

 Daha sonra öğreniyorum ki bir başka merkeze götürmüş adam karısını. Bu sefer berdel hikâyesini anlatamayacağı kadar şiddete maruz bırakarak muhtemelen.

Ve karısından böbrek nakli olmuş.

Bir yanımda o kadının ameliyat yarası batar durur halen