• 0
  • 0

Çağrılmayan Yakup gibiydi Kadir, kim, ben mi, Yakup mu dedim, pardon Kadir.
Yine bir organ bağışı sonrası Sağlık Bakanlığı’ndan gelen
listedeki hastalar arasında Kadir. Yüzünde beş günlük sakalı,
ketum bir ifadeyle hastanede. Hazırlıkları başladığında organ
çıkarım ameliyatı için hastane dışındaydım. Döndüğümde
diyalizde gördüm Kadir’i. Suratı biraz asık gibiydi ama garip
bir şekilde eğer bir gülerse dünya gülermiş gibi muzip de bir
bakışı vardı. Henüz doku testleri ve değerlendirmeler sonuçlanmamıştı. Değerlendirmek için tek tek hastaları dolaştım.
Bir yandan nefroloji doktorları, diğer yandan kan tahlilleri,
koşturmacalar sonlandığında en uygun aday Kadir olarak tespit edildi. Hastaların hepsini odama aldık. Yapılan tetkikleri, değerlendirmeleri, sonuçları tek tek aktardık. Tüm değerlendirmeler sonucunda en uygun adayın Kadir olduğunu ve
böbreğin Kadir’e takılacağını bildirdik. Herkes Kadir’e döndü,
ondan bir sevinç ifadesi bekleyerek diğer hastalar ona bakıyordu. En uzun süre diyalize girmiş olan Kadir’di, diğer hastalar
karardan Kadir adına memnun ve huzurluydu ama Kadir’in
yüzünde tek bir mimik yoktu. Hemen yanı başında oturan kadın dirseğiyle Kadir’i dürterek “Sevinsene yahu, böbrek sana
takılacak” dedi.
Kadir bir rüyada sanki, “Öyle mi?” dedi.
Bir tek Kadir’in yakını yoktu kapıda bekleyen.
Bir tek Kadir kesin bana takılmaz diye bakıyordu.
Sahipsizliğine alışıktı, “Çağırdılar geldik işte, biraz tahlil biraz tetkik sonra da geri döneriz” diyordu.
Çağrılmayan Yakup gibi, kim?
Yakup mu dedim, pardon, Kadir.
“Peki” dedi Kadir.
Peki.
Hızla servise alındı, ameliyathane hazırlandı.
Başladı ameliyat. Uzun diyaliz yılları sırasında kasıktan takılan diyaliz kateterleri nedeniyle toplardamarı bir garip hale gelmişti. Sanki bedeni de böbrek nakline ikna olamamıştı.
Zor ama başarılı bir ameliyatla böbrek nakli bitirildi. Serviste takipleri esnasında birkaç kez daha diyalize girdi. Sonra böbrek yavaştan başladı çalışmaya. Taburcu olmasına yakın bir gülücük olur gibi olmuştu yüzünde. Üzerindeki sıvı yükü geriledikçe,
sanki zayıfladı. Artık yüzünde beş günlük sakalı yoktu. Yakışıklı
bir adam oldu. Artık hiç çaba sarf etmesek de o tebessüm kendiliğinden yüzünde beliriyordu.
Ve Kadir “Kim, ben mi gülüyorum, yok ya ne gülmesi, farkında olmadan olmuştur” dercesine muzip bir dudak ve göz hareketiyle çok gerilerde kalan umutlara tutunmaya başlıyordu.
Kendi yüzündeki tebessüme şaşıran Kadir, poliklinik takiplerinde kanıksıyor artık durumu.
– Ulen Kadir evlendirecem seni, diyorum.
İşte o vakit ölçülü gülücükleri devasa bir kahkahaya dönüşüyor.
Kadir öyle güldükçe de dünya biraz daha güzelleşiyor.

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *