• 0
  • 0

Taksideyim, telefon çaldı. Hastaneden arıyorlar. Hastayla ilgili
birkaç tedavi kaleminde değişiklik yapıyorum. Telefonu kapatır
kapatmaz, doğal taksici içgüdüsüyle atılıyor şoför,
– Abi doktorsun herhalde?
– Evet.
– Ne doktoru abi?
– Nefroloji.
– O ne abi?
– Böbrek doktoruyum.
– Abi bir arkadaşım anlattı. Geçen hafta Bursa civarında
on yedi tane ceset bulunmuş bir tarlada. Böbreklerini alıp tarlaya atmışlar. Bu organ mafyasının işidir değil mi?
– Bu memlekette bir tarlaya böbrekleri alınmış on yedi ceset atılsa yer yerinden oynamaz mı?
– Oynar.
– Pekiyi o zaman sen nasıl inanabiliyorsun bu saçmalığa da
ciddiye alıp bana sorabiliyorsun?
– Haklısın abi.
– Bu memlekette bahsettiğin şekilde tek bir adli vaka kaydı
yok. Organ nakli öyle merdiven altında yapılabilecek bir ameliyat
değil. Bunun çok detaylı testleri var, her organ her hastaya nakledilemez. Ayrıca devlet organ naklinin her aşamasını kontrol eden,
atılan her adımı takip eden bir mekanizma kurmuş durumda.
– Hocam şimdi adam yolda ölmüş, bu adamın organları
kullanılabilir mi?

– Hayır, yoğun bakımda gerçekleşmesi gerekir ölümün. Ancak özel koşullarda organ bağışı yapılabilir.
– Hocam cebinden organ bağışı kartı çıkınca parası olan
bir zengine organ lazımsa alır giderler adamın organlarını…
– Kardeşim, değil üzerinden kart çıkması, üstüne dövme
yaptırsan organlarımı bağışlıyorum diye, yine de ailenin izni gerekir. Bu konu güven gerektiren bir konu. Her aşaması Sağlık
Bakanlığı’nın kontrolü altında. Bir insanın beyin ölümü tanısı
için dört uzmanın imzası gerekli. Bu imzalar yapılan muayene ve
test sonuçlarına bağlı. Yani öyle keyfe keder, kanaatle iş yapılmıyor.
– Hocam ama görüyoruz basında, adam yıllar sonra komadan çıkıyor. Yani bu iş sakat.
– Koma başka şey, beyin ölümü başka şey. Beyin ölümünün
geri dönüşü yoktur. Dünyada beyin ölümü tanısı sonrası geri dönen, iyileşen tek bir hasta görülmemiştir. Koma için ise durum
farklıdır. Beyin ölümü tanısı için kullanılan testler bu farkı net
bir şekilde ortaya koyar.
– Hocam şimdi bu organlar kime gidiyor? Bizim memlekette, biliyorsun, adamını bulup araya koyanlar gemisini yürütür…
– Şimdi, önce beyin ölümü tanısı konur, sonra aileyle görüşülür, aile organları bağışlarsa, Sağlık Bakanlığı ve Ulusal Koordinasyon Merkezi bilgilendirilir. Sonra o bölgedeki organ nakli
merkezleri sırayla bilgilendirilir. Organı kabul eden merkezin listesinden Bakanlık tarafından doku uyumuna göre seçilen hastalar bildirilir. O listede birinci sıradaki hastaya takılması gerekir.
Eğer ikinci sıradakine takılırsa organın birinciye neden takılmadığının açıklanması gerekir. Anlayacağın, her aşaması kontrol
altındadır. Ayrıca senin böbrek yetmezliğin olsa nasıl tedavi olacağını zannediyorsun?
– Ailem yardımcı olur hocam.

– Emin misin? Ailen yardımcı olmak istese bile kan grubun
uymadığı için veremeyebilirler ya da verebilecekleri halde vermek
istemeyebilirler. O zaman ne yapacaksın?
– Ne yapacağım hocam?
– Bu şehir efsaneleriyle meşgul olduğun ölüden organ bağışı var ya, işte o zaman tek umudun o bağışlar olacak.
– Hadi be!
– Hadi kal sağlıcakla. Gerçekten öyle kal, zira hasta olduğun zaman kaderin senin gibi düşünen insanlardan oluşan bir
toplumun eline kalacak. Hadi ben doktorum, anlattıklarının
yanlışlığına müdahale edebildim. Taksine aldığın kaç müşterine
daha anlattın bu hikâyeleri kim bilir. Onlar da şimdi kaç kişiye daha aktarıyorlardır bu efsaneyi. Kulaktan kulağa yayılan bu
yanlışlık bir gün sana denk gelmez umarım.

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *